meczub'un köşesi...0 yorum var - 26 Mayıs 2008 12:38hayrettin kahraman yeni şafak'taki köşesinde "sözümün manası" başlıklı yazısında böyle buyuruyor. peki neden buyuruyor? yazının ilk cümlesinde anlatıyor hikayesini: --- spoiler --- “böyle bir düzenin içinde müslüman olarak yaşamak zorunda kalırsanız. o zaman işte siz kuran-ı kerim'in miras ahkâmını değiştiremezsiniz. böyle bir hakkınız yok…” demişim ve savcıya göre bu söz “laikliğe aykırı ve şeriat propagandası” sayılıyor. --- spoiler --- ---yerseniz--- savcı yok yere şeriat propagandası diyor aslında. ---yerseniz--- sonra ilk cümlesini açıklamaya çalışıyor hocamız : --- spoiler --- ...müslümanlar, gönüllü olarak laik bir düzen kurmazlar, başka imkan bulunmadığında böyle bir düzen içinde yaşar ve yapabildikleri kadarı ile dinlerini hayatlarına uygularlar. --- spoiler --- o zaman hocamız laik düzeni kuranların müslüman olmadığını düşünüyor demektir, yoksa ben mi yanlış anladım? neyse hocamız açıklamalarını sürdürüyor bir şekilde. sonra köşesinde çok fazla boşyer kalmış olacak, “birey mi yoksa devlet mi laiktir” meselesine temas etmeye karar veriyor. bu temasa laiklik'in etimolojik kökenini açıklamakla başlayan hocamız(!), laiklerin sadece "ruhban olmayan inanırlar" olmasıyla yetiniyor ve sonradan yaşanan anlam genişlemesini ele almıyor bile. --- spoiler --- dikkat edilirse bu terminolojide birey “ruhban olmayan hristiyan” manasında laiktir. bazılarının anlamak istedikleri gibi “hayatı ile dini ayıran, hayatına dini karıştırmayan” kimselere laik denmez. böyle olanlar ya dinsiz veya uygulamasız inanç sahibi olurlar. inanan ve dinini hayatına uygulayan inanç sahipleri de dini bütün müminlerdir ve bu -dinle ilişkisi farklı olan- üç gurup, “laik bir ülkede” yan yana yaşayabilirler. --- spoiler --- sözlerini buyuran hocamız için, "bilimin azı tanrı'dan uzaklaştırır, ama çoğu o'na götürür" diyen louis pasteur dahi, öğrencilerine “laboratuara girerken incil’i dışarıda bırakacaksınız!” dediği için ya dinsizdir, ya da uygulamasız inanç sahibidir, eğer ben yanlış anlamadıysam tabii! yani dışarıya inancını yansıtmayan, ibadetini tanrı ile arasında saklayan, dini siyasi bir şova dönüştürmeyen insan ya dinsiz, ya da uygulamasız inanç sahibidir. sokağın ortasında yolumu kesen, bana inancımı soran, üstelik hiç çekinmeden "alevilik yok, hepimiz müslümanız" diyen softalar da inanan ve dinini hayatına uygulayan inanç sahipleridir. başka arzunuz? neyse, hocamın son paragrafını alıntılıyorum müsaadenizle : --- spoiler --- günümüz batı ülkeleri hukukunda laiklik, din ile devletin ayrılması ve devletin din; dinin de devlet işlerine karışmaması ve ülkede var olan ve bilinen din ve mezheplere karşı devletin tarafsız kalması ve bunlardan hiç birini diğerleri aleyhine olarak, özel şekilde ayrıcalıklı kılmaması; buna karşılık, dinin de devlete karşı az da olsa, bir özerklik içinde, inananların hayatında hüküm sürmesidir. --- spoiler --- hocam hangi laiklikten bahsediyor acaba? sekülerizm ile laikliği karıştırmış olmasın sakın?! müslümanlık olarak sadece "sünni-islam" anlayışının meşru görüldüğü, cemevleri'nin bir ibadet kurumu olarak görülmediği, yezidiler'in din hanesine çarpı atıldığı ülkemizde laiklikten eser olmadığını biliyoruz. bakalım, hocamız ileriki günlerde ne buyuracaklar laiklik konusunda?! kaynak : http://yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=27.03.2008&y=HayrettinKaraman referans : (bkz: alevi koyune cami insa etmek) (bkz: turkiye icin tek care dini egitim) http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=muslumanlar+gonullu+olarak+laik+bir+duzen+kurmaz%2F%40elsanin |