meczub'un köşesi...0 yorum var - 26 Mayıs 2008 13:10akp genel başkan yardımcısı hüseyin tanrıverdi'nin, parti başkanının izinden giderek, öfkeyi bir hitabet sanatı olarak kullanmaya çalışmasıyla ortaya çıkan eleştiri ifadesi! efendim bu sayın tanrıverdi, partisinin kayseri il gençlik kolları olağan genel kurul toplantısı’nda basını ağır ifadelerle eleştirmiş. eleştirirken de türkiye’nin geleceğinin daha demokratik olması yönünde önemli adımlar attıklarını, bu konuda 9 şubat’ta atılan adımı unutmadıklarını söyledi. evet, zat-ı muhteremleri 9 şubat 2008 türban görüşmesini kastederek, o günü, “türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin sağlandığı önemli bir kırılma ve dönüşüm noktası” olarak değerlendirmişler. tanrıverdi, tbmm’de alınan kararla yıllardır üniversite kapılarında başörtüsü yüzünden okula giremeyen öğrencilerin bu sorununun ortadan kalkacağını dile getirmiş. yahu daha dün ben turban kamu dahil her yerde serbest olsun eyleminden yola çıkarak, türbanlıların "turban hukumet eliyle yasaklaniyor" dediklerini yazdım. bugün tanrıverdi tam aksini söylüyor. tanrı vermesin, bence hükümet tabanının ne düşündüğünden bihaber yaşıyor. neyse, bizim tanrıverdi susmuyor tabii ki burada. birileri bir yerlerde temel hak ve özgürlüklerin tanımıyla çok feci oynuyor ama konuşmayayım şimdi! “türkiye’nin bir ayıbının ortadan kaldırılması için çalıştıklarını” söyleyen tanrıverdi, “türkiye’nin bir kara lekesiydi, onun için kaldırıyoruz. sayın başbakanımızın ifadesiyle, biz beyaz çarşaflarımızla meclise geldik.* siz, ağzınızdan akan salyalarla manşetler oluşturun. bunlar bizim için vız gelir, tırıs gider.” evet, başbakan taklitçisi akp genel başkan yardımcımız, türban yasağını ortadan kaldırarak, yada inanç platformu'na göre, türbanı yasaklayarak(!), türkiye'nin bir ayıbının ortadan kaldırıldığını söylüyor. halbuki akp, mhp'den destek alabilmek için, yani turban icin 301 madde degisikligini askiya almaktan çekinmedi. düşünelim bakalım hangisi daha büyük bir ayıp? eğer ortada bir ayıba bakılacaksa, sanırım öncelikle "hükümetin ayıbı"na, hükümetin türkiye'nin yüzüne çaldığı kara lekeye bakmak gerekecektir ki, bu da 301 inci madde'nin takendisidir. hadi onu geçtim, türkiye'nin en büyük ayıplarını görmek istiyorlarsa, zat-ı muhteşemleri evrensel insan haklari bildirisi'ne bakabilirler. isterlerse kendileri için arapça kopyasını da bulurum. gerçi arap ülkeleri, halkları bihaber olsun diye bu özgürlüklerden, çevirisini yasaklamışlardır ya, neyse... bakın onu da geçtim, birleşmiş milletler insan hakları komisyonu ve avrupa parlamentosu tarafından "temel insani hak" olarak kabul edilen vicdani ret, konusunda ne düzenleme yapıldı? 2003'ten bugüne vicdani reddini açıklayan 44 kişinin durumu ne zaman ve nasıl düzeltilecek? neyse, cevabını alamayacağım sorular sorarak, kendimi yormayayım boşuna. sevgili başkan vekilim, sevgili jr. erdoğan'ım, size de söyleyecek tek bir sözüm var : "hadi canım, hadi anam, ağzınızdan akan salyayla özgürlük diye homurdanarak, bari özgürlük kelimesine tecavüz etmeyin. " kaynak: http://www.yenicaggazetesi.com.tr/haberdetay.php?hit=5298 http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12615384 |