0 yorum var - 26 Mayıs 2008 13:15
--- spoiler ---
suudi arabistan'da, şeriat mahkemesinin "birbirlerine uygun değiller" diye ayırdığı çifti, türk profesör biraraya getirdi.
--- spoiler ---
evet efendim, şeriat mahkemesi zoruyla boşanmak, şeriat mahkemesi'nin çiftlerin birbirine uygun olup olmadığına karar vermesiyle mümkündür.
ve ne yazık ki tekrar evlenmenin yegâne yolu, bürokrasiyi aşmanın yolunu bilen bir türk profesördür.
ya o türk profesör olmasaydı?
ya türk bir profesörden yardım alamayan diğer çiftler?...
--- spoiler ---
yaklaşık bir yıldır, bm'nin kadına karşı şiddet konusunda atadığı özel raportör olarak görev yapan, odtü sosyoloji bölümü öğretim görevlisi prof. yakın ertürk, birbirlerini severek evlenen, `ancak şeriat mahkemesi kararıyla birbirlerinden ayrılan` fatima azzaz ve mansour al-timani'nin yeniden biraraya getirilmesini sağladı.
--- spoiler ---
demek ki şeriat mahkemesi zoruyla boşanmak, birbirlerini sevdiği hâlde ayrılmaktır.
nerede bireyin özgürlüğü?
seçim hakkı?
iradesi?
evlilik lan bu! birbirlerini sevmişler evlenmişler, hem de resmi (yani imam nikahıyla) evliler. ne demek sevdikleri hâlde mahkeme kararıyla boşanmak?
--- spoiler ---
fatima ve mansour, 2006 yılında evlendikten kısa bir süre sonra, fatima'nın ailesinin bu evliliğe karşı çıkması sonucu ayrılmak zorunda kalmışlardı. fatima'nın ağabeyi suudi şeriat mahkemesine başvurup, "mansour'un sosyal açıdan daha altta bir kabileye mensup olduğunu", dolayısıyla kardeşi ile evlenmesinin "uygun olmayacağını" öne sürmüştü.
fatima'nın ağabeyini "haklı" bulan şeriat mahkemesi de, çiftin 2006 yılında ayrılmasını, fatima'nın ailesinin yanına dönmesini kararlaştırmıştı.
--- spoiler ---
paragraflar ardarda dizildikçe, haberin detaylarına iniyoruz. çiftimiz evleniyor ve kısa bir süre geçiyor. evlenebildiklerine ve kısa bir süre içerisinde mansur sübyancılık/sapıklık gibi suçlardan ceza yemediğine göre kızımız reşit, bir daha altını çizeyim dedim.
ve ailenin bir süre geçince jetonunun düştüğünü görüyoruz, bunun da altını çiziyorum.
ama gelin görün ki, bir ağabey'in evli olan kız kardeşinin, sırf "daha altta olan bir kabileye mensup" olduğu için kocasından boşanması amacıyla suudi şeriat mahkemesi'ne başvurmasını, ve bu garip mahkemenin bırakın başvuruyu reddetmek, ağabeyi haklı bulmasını, çiftin ayrılmasını ve fatima'nın "ailesinin yanın dönmesini kararlaştırması"nı altını kaç kere çizsem, üzerine kaç çarpı atsam, kaç kere okusam da tanımlayamıyor, daha doğrusu adlandıramıyorum.
--- spoiler ---
fatima, mahkeme kararıyla eşi mansour'dan ayrıldı, ancak ailesinin yanına gitmek yerine, doğan çocuğuyla birlikte suudi arabistan'daki bir öksüzler yurduna yerleşti.
--- spoiler ---
evet, aile ve mahkeme zoruyla yuva parçalandı. zavallı kız ailesine olan tepkisiyle gidip öksüzler yurduna yerleşti.
ve biz bu şeriatın kestiği parmak acımaz diyoruz, yanlış mı hatırlıyorum?!
--- spoiler ---
zorunlu olarak ayrılan çiftin kaderi, profesör ertürk'ün suudi kadınlarınn durumunu araştırmak üzere bu ülkeye gitmesi ile değişti. durumu öğrenen prof ertürk, fatima ve mansour ile ayrı ayrı biraraya geldi. her ikisinin de, yeniden biraraya gelmek istediklerini öğrenince de, durumu suudi yetkililerin gündemine getirdi.
profesör ertürk'ün yoğun çabası sonucunda, suudi arabistan hükümeti, çiftin "yeniden birarada yaşamasına" izin verdi.
--- spoiler ---
mutlu son!
happy end!
çok afedersiniz ama hadi oradan...
mansour hayatının geri kalanı boyunca fatima'nın ailesinden nefret edecek ve barışmış olsalar da ayrılmalarının sorumlusu onun ailesi olduğu için sürekli fatima'yı suçlayacak ve her tartışmalarında bunu onun yüzüne vuracak.
belki fatima'yı ailesi ile bir daha görüştürmeyecek bile. ya da bilmem neler yapacak!
ve en kötüsü, fatima ile birarada yaşamasına "izin veren"in, daha önce onları ayıran "suudi arabistan hükümeti" ve onun mahkemeleri olduğunun bilincinde, hep karısını kaybetme korkusuyla yaşayacak.
fatima'nın mutsuzlukları mı?
bahsetmiyorum bile, zira hayal etmeye dahi korkuyorum.
ağabey kararıyla sevdiği adamdan koparılan, hükümet kararıyla kocasına "iade edilen", bu esnada muhtemelen türk profesör hariç kimsenin fikrini sormayı bile akıl etmediği, çocuklu bir kadın...
diğer türlü nasıl bir gelecek beklediğinin korkusunu yaşamış, ve bu korkuyu ömrünün sonuna kadar yaşayacak bir kadın...
ve herşeyin ötesinde, fatime ile mansour gibi, evlilikleri, gelecekleri, mutlulukları ve hayalleri bir aile büyüğünün diline, bir şeriat mahkemesinin alacağı karara bağlı yüzbinlerce insan...
kaynak : http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8233347.asp?gid=229&sz=21486
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12587639