meczub'un köşesi...

blog'a geri dön

0 yorum var - 26 Mayıs 2008 13:21

ampul abi'nin bile olabileceğini kabul ettiği ama benim aklımın almadığı şeydir efendim.
buyrun nasıl olduğunu öğrenelim:

--- spoiler ---

ailesinin doktor olmasını istediği zekiye b.k, bunu başaramayınca 6 yıl boyunca her sabah 'okula' diyerek evden çıktı. lise 2'den terk olduğu öğrenilen zekiye b.k, iddiaya göre, hazırladığı sahte diplomayla 10 yıl boyunca çeşitli illerde sağlık bakanlığı'na bağlı sağlık ocaklarında hekimlik yaptı. sağlık bakanlığı'nın ihbarıyla eksik bir evrakın tamamlanması istemiyle bakanlığa çağrılan zekiye b.k, polis tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.

--- spoiler ---

evet efendim 10 yıl boyunca sağlık bakanlığı için sağlık ocaklarında hekimlik yapıyor sahte doktor. tekrarlıyorum : sağlık bakanlığı on yıl boyunca sahte doktora maaş ödüyor ve zat-ı muhteşemlerine sağlığımızı emanet etmemize vesile oluyor. tam aziz nesinlik dediğimiz şey bu olsa gerek. neyse, habere devam edelim:

--- spoiler ---

ortaokul mezunu olduğu belirlenen 2 çocuk annesi zanlının, ailesinin doktor olmasını çok istediği; ancak başarılı olamayınca kendi elleriyle düzenlediği sahte diplomayla hekimliğe başladığı öğrenildi. zanlının, doktor olarak atanmadan önce 6 yıl boyunca her gün “okula gidiyorum” diyerek evden çıkıp akşam geri döndüğü ortaya çıktı. kendi hazırladığı sahte diplomayı fotokopiyle çoğaltıp notere onaylatan zanlı, hekimlik için 1998'de sağlık bakanlığı'na başvurdu. belgelerin sahte olduğunu fark edemeyen bakanlık, mevzuat gereği sınav yapmadan zekiye b.k'yı gaziantep kömürler şatır höyük sağlık ocağı'na atadı. zanlı ardından çanakkale'nin küçükkuyu beldesi'ndeki sağlık ocağında tayin edilmişti.

--- spoiler ---

evet efendim, demek ki neymiş doktor olmak için aslında ortaokul mezunu olmak yeterliymiş!
bakın, karakterimiz okulu lise 2'de terkediyor ve doktor olarak atanmadan önce 6 yıl biryerlere gidiyor.
ama ben lise iki 2 ile "üniversite eğitimi"ne başladığı gün arasında kalan -asgari- 2 yıllık süreçte ne yaptığını da merak ediyorum bu arkadaşın.

hayır, eğer zanlı b.k. en az 8 yıl boyunca her gün "okula gidiyorum" diyerek üniversite kütüphanesine gitmiş ve sabahtan akşama kadar tıp kitabı okumuşsa, sahte doktorluk işinde sırıtmayacktır.
ve 8 yıl boyunca hergün kahvehaneye gidip okey atma şansı olmadığına göre de, idare eder tıp hakimiyeti vardır demektir.

ne de olsa sağlık ocaklarında bir doktorun bir hastaya ayırdığı süre 5 dakikayı geçmediğinden/geçmeyeceğinden o kadarcık tıp bilgisiyle yapılan teşhis(!) ve tedavi(!) de sağlık ocaklarında çalışan gerçek doktorların teşhis ve tedavideki başarı yüzdesine yakın bir başarı elde etmesini sağlayacaktır.

zanlıyı yaptığı şeyden dolayı haklı çıkarmaya/meşru göstermeye çalışmıyorum.
yaptığı şeyi tasvip etmediğim aşikâr.
sadece gazetenin gözden kaçırdığı bir detaya ve kadının sarfettiği emeğe işaret etmek istemiştim.

bu arada, sağlığınız için, gittiğiniz sağlık ocakları'nda doktorlardan diplomalarını isteyin.
belli mi olur, belki sahte bir diplomanın noter(!) onaylı fotokopisidir ellerindeki!...

kaynak :http://www.yenisafak.com.tr/gundem/?t=15.02.2008&c=1&i=99916

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12586833

bu yazıya puanı basanlar:

diğer blog yazıları