meczub'un köşesi...9 yorum var - 26 Mayıs 2008 13:30merhaba, olur da okumazsın diye sana bir açık mektup dahi gönderemiyorum, kusuruma bakma. sana yıllarca saygı duydum, türban ile kapanmanın nedenlerini sorgulasam dahi sana açılamadım. bunun ne kadar senin seçimin, ne kadar ailenin dayatması olduğunu bilemezdim zira. ve bunun dogmatik bir miras olabileceğine dair savım seni kırabilirdi. çok konuşmak istemedim, sen zaten benimle konuşacak medeni cesarete bile sahip değildin. olsaydın bile, inançların gereği benimle arkadaşlık dahi edemezdin. günahtı çünkü... klasiktir, sen de bilirsin, meşgul etmek zorunda, çünkü seni anlamamız gerekiyor. bize kendini ifade edemiyorsun, ifade gücünün eksiklikliğinden kaynaklanmıyor bu, biliyorum. neyse, zaten ben ve benim gibi düşünenlerin bu konudaki eleştirilerini defalarca duymuşsundur bir yerlerden. unutma ihtimaline karşı hatırlatayım: tamam benim ninem de tülbent takardı. aman, neyse... vaktinde unutmam, üniversitelerde savunmuştuk da seni, "saçıma sakalıma başörtüme karışma" demiştik. bilmezdik ki o zaman, bizim hepimiz adına attığımızı sandığımız o sloganları, senin sadece senin gibiler adına attığını. biz senin özgürlüğünü savunduk, tıpkı din hanesine çarpı atılan yezidileri, cemevleri'ne cümbüş evi denilen alevileri, bildiği yegâne dil kürtçe olduğu için bok yedirilen kürtleri, karadeniz'de korkularından müslümanlaşmış ermeni ve rumları, cinsel tercihleri nedeniyle baskı gören eşcinselleri ve bu ülkede sadece "farklı" olduğu için, yani bu toprakların bir başka rengi olduğu için korunması, ne mozayigi lan zihniyetine karşı savunulması gereken tüm diğer azınlıkları savunduğumuz gibi... ama bugün, buradan bakınca, görüyorum ki sevgli türbanlı, sen aynı müsamahayı göstermiyorsun bize... hiçbir şeye yanmıyor da içim, neye yanıyor biliyor musun? senin gibi türbanlıların çoğunlukta olduğu bir bölgeye taşındım iki yıl önce. ilk haftalarda tam da oturduğumuz apartmanın karşısında serserilerin birikmesini hiç de önemsememiştim. ve tabii apartmandaki komşularım... ama zaman ilerledikçe, apartmanda yaptığımız her şeyin göze nasıl da battığını farkettim. bir süre sonra, sokağa çıktığında atılan laflar yüzünden eşim evin karşısındaki bakkala gidemez oldu. sabah ekmek almaya ben çıkıyorum, akşam bakkaldan geri kalanı alan yine ben oluyorum. onu bıraktım, sokakta yürürken attığınız o mendebur bakışlar... gözlerinizdeki tiksintinin nedeni sizin gibi görünmememiz, değil mi?... eşimin sıcakta sizin gibi kapanmıyor olması, sizin alçak gören, babalarınız ve kocalarınızın, ağbileriniz ve kardeşlerinizin de tüm ilkel açgözlülüğünü ve şehvetini yansıtan bakışlara maruz kalmasına yeterli bir sebep, değil mi?... otobüslerde sıkıştırılmamız tesadüftür, eminim... ya da buraya yazmayayım dediğim onlarca detay, onlarca ayrıntı... sevgili türbanlı/lar senden/sizden tiksindim sizinle birarada yaşamaya başladıktan sonra... cehaletinizden dolayı hoşgörürdüm sizi, ama kendi çocuklarınızı da aynı cehaletin baskısı altında yetiştirdiğinizi, içine sokulduğunuz o zindanda yalnız kalmamak adına kendi gelecek nesillerinizi, sizin gibi olmayanlara duyulan bir öfke, bir kinle zehirlediğinizi gördüğümde sizi hoşgöremeyeceğimi anladım... senden/sizden nefret ediyorum.. kafasında türban, üstünde askılı body olan bir kız gördüğümde hissettiğim acı, türbanlı ama dizüstü etekli kıza duyduğum içten sempati, o içine sıkıştıkları kafesten kaçma çabalarına, dirençlerine duyduğum saygıyı da yitirdim seninle/sizinle yaşamaya başladığımdan beri. buraya taşındığımda içim rahattı, nezih bir yerde oturacağımı düşünüyordum. ama şimdi, yanıldığımı çok iyi biliyorum. ve artık acımasızım, üniversitede türbanlı görmek istemiyorum. türban bir özgürlük değil, özgürlük üzerindeki bir gasptır. bahçeye zincirli bir köpek, kendini zincirleyen eli yalıyorsa, sevgi ve selametle gözlerinden öperdim ama, ha, öpmeme gelirsek, zaten öpemem seni, yoksa cehennemde öptüğüm yerleri yakarlar!... e.m. http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=12470938 O diil de, senin nickini sözlükte hep elsanın macunu olarak okudum onca zaman, ben ona şaşırıyorum. huan 26 Mayıs 2008 13:44http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=13278296 http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=13305569 yemin ediyorum keseceğim çocuğumu!... elsanin mecnunu 26 Mayıs 2008 13:55evet, ne yazık ki kendim bile öyle okudum... ama bundan hoşlanmak zorunda değilim :) elsanin mecnunu 26 Mayıs 2008 14:14neden kapattığını bilen ve kendi kapanan bitane olsaydı yine alkışlayacağınız tarzda mektubunuza karşılık mektup yazardı.ama ne türbanlı nedeninin farkında ne de saçını gösteren.o yüzden de en güzeli gaz ve alkış.buna edebiyat demek yersiz olur. sozdeozne 26 Mayıs 2008 14:23illa edebiyatmı demek gerek . allah korusun ben demem yazdıklarıma . ama birşeyle r paylaşıyorlar burda . konuşuyorlar . içlerini döküyorlar . sen burda yazılanlar için edebi , edebi eğil ayrımımı yapmaya çalışıyorsun . bu burdakilere yazdıklarına ve edebiyata bence haksızlık olur . ama bir de bazı yazılar varki zifiri karanlıktaki yıldız gibi seciliyor ... daha serin düşünmek lazım sanırım feykroll 26 Mayıs 2008 14:35bu yazıya puanı basanlar:
|