5 yorum var - 28 Mayıs 2008 07:39
65...
52...
57...
50...
43...
61...
40...
ne kadar anlamsız sayılar değil mi
birbirleriyle hiçbir alakası yok...
bu sayıların önemini boğucu bir hastane odasında
yaşamı bir makineye bağlanmış
dedemi izlerken anladım...
kalp atış ritmi düştükçe
ölüm yaklaşıyordu...
artık bekliyorduk ölümü
dakika dakika
saniye saniye yaklaşıyordu
ve biz nefesimizi tutmuş
zamanın geçmemesini diliyorduk!
siz bilir misiniz sevdiğinizin ölümünü beklemek
nasıl bir duygu?
nasıl bir duygu saniye saniye ölümün sevdiğinizin bedenini
-daha kalbi atarken-
ele geçirmesini izlemek...
ve
ağlayamamak...
nasıl bir şeydir bilir misiniz siz?
kaybettiğiniz şeye üzülmek, yanmak
haykırmak, çığlıklar atmak, gözyaşlarına boğmak her tarafı
ama
yerinden kıpırdamamak bunları yaparken...
nasıl bir şeydir bilir misiniz siz?
bir odada şimdi size gülemeyen, kızamayan,
bağıramayan sevdiğinizi son kez yıkamak
üç kat bez parçasına sarmak
bir ahşap parçasına yerleştirmek
onu omuzunda taşımak
toprağa gömmek...
nasıl bir şeydir bilir misiniz siz?
bir mezarlıkta sevdiğinizle birlikte yüreğinizden bir parçayı gömmek
ve sanki o parça hâla yerindeymişçesine çekip gitmek
tek bir damla gözyaşı dökmeden saatlerce ağlamak
gece yatakta üşümek
o yatakta sevdiğinizin sıcaklığını aramak
ama bulamamak...
merak etmeyin, fazla sürmez
elbet bir gün öğrenirsiniz...
tıpkı benim gibi...
mecnun - çapa - 15.09.03